1.50
1.93
60,884
Şefik SEVİM

DÜŞÜNCE UFKU

Şefik SEVİM


2 Ağustos 2008
font boyutu küçülsün büyüsün

Zaman


           Allah'ın üzerinde yemin ettiği bir kavram.Kutsal bir emanet.İnsana ait tüm dinamiklerin,güzellik ve çirkinliklerin üzerinde şekillendiği masum bir sermaye.Sürekli eriyip giden,"mutlak hayır"üzerine değerlendirildiğinde ancak anlam bulabilen,insanla keyfiyet ve mahiyet arz eden nötr bir zemin…Bir önceki saniyesi bir sonraki saniyesiyle eşit olmayacak kadar devingen…  

            Bazen sabah ezanıyla hikmetli bir atmosfere bürünür,bazen anne rahmindeki masum bir ceninin "insan olma" kimliğine dönüşümündeki tedricilikte hayatiyet ifade eden anlamlı bir sürece dönüşür…  

Bazen bir öğrencinin sınavında paha biçilmez kadar değerlenir,bazen de bir kıraathane köşesinde müsrif tüketiciler tarafından mağdur edilir.  

            Bazen İsa Mesih 'in 3 yılda Roma zulmüne karşı hak ve adalet direnişini sığdırabildiği bedelle anlamlaştırılabilecek kadar soylu,bazen yeni gözyaşların,talanların,işgallerin,sömürge imparatorlukların kirli senaryolarına tahammül edebilecek kadar sabırlı…  

            Modern insanın nimetler arasında en acımasız davrandığı nimetlerin başında gelir zaman…Ahlaki ve fıtri olana dair tüm değerleri çiğnercesine geliştirilmeye çalışılan ve gelişim adı altında "bilgi kirliliğini" ve dönüşümünü esas alan teknolojik gelişim, egemenlerin kontrolündeki bir mekanizma olma gerçeğiyle kitleleri nesneleştirdiği gibi,ilişkileri de mekanikleştirmektedir.  

            Modern insan,artık sanal bir dünyada gezinmekte,modern hayatın gerekleri haline gelen teknolojik aygıtların sarmalından kurtulamamaktadır.Her yeni ürünün cazibeli özellikler taşıması, reklamın insanlardaki tüketim zaafını azdırıcı işlevselliği,özenti vb.kompleksler bizleri hayırlı amellerimizle bereketlendirebileceğimiz mümbit bir sermaye olan zamana karşı ihanet etme noktasına getirmektedir.Kutsal metinlerdeki mesajın ruhunu taşımayan / bu ruhla örtüşmeyen argümanlarla bizleri ehlileştiren dizileri izlemekle tükettiğimiz zamanın hesabını nasıl vereceğiz?  

            Teknolojik aygıtların bizden çaldıkları zamanı ,doğal yaşamımızda salih amellerle değerlendirdiğimiz taktirde ne kadar büyük bir orana tekabül edebileceğini hiç düşünebildik mi?  

             Tv ,araba,bilgisayar,cep telefonu vb.araç-gereçlere dair tutkularımız,ömrümüzün ne kadarını kemirmektedir acaba?Kaç hayırlı amelden bizleri mahrum bırakmaktadır?  

            Bir duvarın dibinde anlamsız oturan bir kişiye karşı kutlu elçinin rahatsız olmasındaki hikmeti önemsemeliyiz.  

            Tefsirlerde bir olay anlatılır; pazarda buz satan adam şöyle bağırır:  

 -"Acıyın şu adama acıyın…sermayesi zamana karşı eriyen şu adama acıyın…"   

            Ömür de bir sermayedir. Ve zamana karşı eriyor.Bu gerçekten hareketle büyük İslam müfessiri Cemaleddin Kasimi :"Keşke Şam'ın kumarhanelerindeki insanlar zamanlarını satabilselerdi de alabilseydim,çünkü zaman bana yetmiyor."  

            Bir müminin dünya görüşünde zamanın hakkını vermek,Allah merkezli hayata bakmakla mümkündür.Allah merkezli hayata bakmak,disiplinli ve bilinçli yaşamaktır.Bilinçli yaşam,gece ve gündüzün sınırına dikkat etmektir.Geceyi dinlenme,gündüzü çaba ve bereket zamanı olarak yaşamaktır.Gece ile gündüzün anlam çerçevelerine ve çizgilerine riayet etmektir.  

            En fazla ilahi mesajla muhatap oldukları halde doğu toplumlarının (Ortadoğu ve Asya'nın) zaman konusunda disiplinsiz durumda olmaları çok acı.  Zaman kavramının disiplinize edilmemesi,sorumsuzluğu ve ataleti yaratır.Sorumsuzluk ve atalet medeniyetin önünde en büyük engeldir.  

            Zamanın disiplinize edilmesinden kastımız hayatın tüm alanları ,doğal (tabii) yaşamı öldürücü,katı/askeri bir disiplinle dizayn edilmesi değildir.Tabi ki hayatın doğal bir boyutu vardır ve yaşanmalıdır.Hayat  içerisinde zamanın hakkını vermenin yolu sorumluluklarımızı müdrik üretken olma halimizle mümkündür.  

            Hak ve adalet duygusundan/endişesinden beslenen ve sorumlulukla şekillenen zaman anlayışı,bütün hayata bereket ve anlam katar:Şehiriçi minibüsü durağına zamanında ulaşır,yüzbinlerce insanımız kahvehanelerde ömür tüketmez,öğrenci okulundan geç kalmaz, doktor keyfi olarak hastayı bekletmez ,özellikle küçük yerleşim bölgelerinde insanlarımız dedikodu girdabında boğulmaz ve bizim bölgelerde (doğu ve güneydoğu ) "şewberik"adı altında gündemsiz,programsız,malayaninin hakim olduğu,bir ceviz kabuğunu doldurmaz, düzeysiz konuşmalarla binlerce saatlik zaman dilimi -vebalini düşünmeden- Allah'ın yeryüzünde halife kıldığı (En'am-165,Yunus-14) beni ademler tarafından bir yaşam tarzı olarak algılar hale gelmez …  

            Zamanın emanet oluşu,vebal gerektirdiği,hayatla ciddi bir anlam örgüsü içinde oluşu açısından pratik hayatımıza somut olarak  yansıdığı unutulmamalıdır.  

            Zaman kavramını ibadete dönüştürmeyi hedefleyen bir mümin, bulunduğu ortamın ,kurduğu ilişkilerin,güzellikler taşıyıp taşımadığını görebilmelidir.  

            Randevularda hassasiyet,programlı yaşama alışkanlığı geliştirme,sorumlulukları paylaşmada denge,zamana ihanet suçundan dolayı birbirimizi uyarma,salih amellerde yarış,üretkenlikte örneklik gibi hassasiyetlerin gelenekleşmesinin yolu,her şeyin sahibinin zamana yemin etmedeki sırrı müdrik bir  zihin inşasından geçer.    Vesselam…















Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar (3)
  • münevver akın / 17 Eylül 2008 13:26

    s.a malesef kimse zamanını iiii değerlendirmesini bilmiyor inş yazdıklarınızı okuyup bişeyler yapmaya çalışırlar
  • mamosta can / 21 Ağustos 2008 19:02

    zaman

    elinize,yüreğinize ve zihninize sağlık
  • isimsiz / 21 Ağustos 2008 13:10

    güzel bir yazı

    güzel bir site ve güzel bir yazı..ama uzun süre oldu yeni yazı bekliyoruz




Bu yazarın diğer yazıları