1.50
1.93
60,786
Şefik SEVİM

DÜŞÜNCE UFKU

Şefik SEVİM


20 Ekim 2009
font boyutu küçülsün büyüsün

Vefa


Sevgi, dostluk ve bağlılıkta sebat…

Soylu insanların vasfı…

Hakkın teslim edilmesi…

Yüreğimdesin mesajının muhataba hissettirilmesi…

Kalbi ve ruhi hayatı olmayanların anlayamadıkları bir kavram…

Güven ortamının/ ilişkisinin oluşumundaki en asli unsur…

Sıla-i rahimlerimizin bereket kaynağı…

Emeğin şükür ifası…

Dostluğu kadimleştiren incelik…

***

Vefasızlık; yolda kalmışlık ihanete doğru giden yoldaki ilk emare…

Vefasızlık; “gününü kurtarma” hesabında olanların ucuz davranışı…

Vefasızlık; ilkeleri yeme, ideallerini yitirme, reel politik hesaplara ram olma…

Vefasızlık; dünyevi hesapları uhrevi hesaplara önceleme ahmaklığı…

Vefasızlık; kalıcı iz bırakan ayıp…

***

 Vefanın ilk çağrıştırdığı kavram emektir. Emek vefayı gerektirir. Emeğe vefasızlık hissileşme zeminini yaratabildiği gibi, hayırlı amelleri söndürücü, gelenekleşen güzellikleri öldürücü bir gerçekliği de söz konusu. Vefada hakkı teslimiyet vardır, mütevazılık vardır, salih amelleri sürdürme endişesi vardır.

 

 Vefa bireysel özel emeklerle ilintili olduğu gibi, kişinin sahip olduğu değerler ve ilkeler için de söz konusudur. Salihler olabilme çabamızda en güçlü motivasyon unsuru vefa’dır.

 

Cemaatsel yaşamda karşılıklı sergilenen emeklerin genellikle zorunluluk çerçevesinde yapılan davranışlar olarak algılanılmış olması, vefasızlığı da beraberinde getirebilmektedir.

 

Kendinden emin modern insan tipinin önemsemediği bir duygudur vefa.

Yaşlı, özürlü ve emektar insanlarımızın davranış ve tavırlarının neredeyse belirleyici unsurudur vefa.

 

İslami söylemde “hamd” dır. “şükür” dür. “Fatiha” dır.

 

İsrailoğulları örneğinde olduğu gibi, ilahi hesapta vefasızlık/nankörlük helaki gerektirecek kadar toplumsal değişim ve dönüşümlerin müsebbibi bir unsurdur

 

 Hemen hemen her ulusta/kavimde şu anki genç kuşağın bir önceki neslin emek ve bedellerine nankörlük sergilediği tartışma götürmez bir gerçeklik olarak kabul edilmekte. Miras yedi ve nankör bir neslin, gezegenimizi nasıl cehennemi bir sürece doğru götürdüğünü yaşadığımız yozlaşma süreciyle sinyal vermekte.

 

Geleneksel aileden çekirdek aile modeline geçişimiz vefa duygusunun ölümünü hızlandırdığı bir gerçek.

 

Yapısal işleyişlerden organizasyon ve teşkilatlanma disiplinlerinden aileye, devletin kurumsal hiyerarşisine kadar güven sorununu/ bunalımını tetikleyen en önemli gizli saiklerden birisidir vefasızlık…

 

Vefasızlığın en dokundurucu / rahatsız edici boyutu vefasızlığın gösterildiği kaynak ile gösterilen emeğin keyfiyetidir. Evladın vefasızlığı ile bir hemşerimizin göstereceği vefasızlığın yakıcılığı aynı değildir.

 

Bir ömür iradeni ona teslim edercesine sadakat gösterdiğin, kendisi için ölüme gittiğin, aziz gördüğün, ortak bir kimlikle hayatı algılama sürecinde ağır bedeller ödediğin birisinin vefasızlığı ile bir anlık ikrama karşılık göreceğin vefasızlığın yakıcılığı, etkisi kuşkusuz ki bir değildir.

 

Vefa sadece mücessem varlıklara gösterilmesi gereken hukuki bir sonuç değildir. Tüm nimetlerine karşılık Rabbimize olan vefa borcumuzun dışında vefalı davranmamız gereken önemli değerler vardır.

 

Bir mü’minin dünya görüşünde beslendiğimiz düşünsel kaynaklara, şahsiyetlere, kurumlara, kimliğimizin oluşumunda bize ruh katan ilkesel hassasiyetlere vefa borcumuzun olduğunu unutmamalıyız. Bizi kirli cahiliye’den Kurtarmada katkısı olan insanlara, mekânlara, ortamlara vefa borcumuzun olduğunu teslim etme soyluluğun şanındandır.

 

Bireysel rehavet sarhoşluğunda olan ve aynı zamanda da Müslüman olma iddiasında olan insanlarımız, küfrün nankörlük anlamına geldiğini iyi okumalı.

 

Vefa, emeğe güç ve anlam katar. Emeği şekillendirir. Adaleti gündemde tutar. Mekanikleşen hayat telaşlarımızın orta yerine unutulmaya yüz tutan sıla-i rahimi yerleştirir. Soğuk ve resmi ilişkilerimize rahmanilik katar. Sevgiyi besler. Tarihi canlı tutar. Nesiller arası fetret dönemini yaşayan salih amellere yeni bir ruh katar.

 

Genç bir dulun ölen eşinin şahsi manevisinin anısına gösterdiği saygınlık gereği çocukları üzerinde iffetle durması vefadır.

 

An ve şartların değişimi gerektirmediğine inandığımız ilke ve hassasiyetlerimizin arkasında durmak vefadır.

 

Mutlak farklı düşünüp, farklı yaşadığımız insanların hayatın bir an ve noktasında bize yaptıkları insani bir jeste karşılık hikmetle karşılık vermek vefadır.

 

Saf bir aşka ihanet etmemek vefadır.

 

Bizden beklenen en makul ve meşru toplumsal beklentileri ve talepleri havada bırakmamak vefadır.

 

Zor süreçler, vefa’nın en anlamlı olduğu süreçlerdir. İnsan yüreğini bir anda hoşnut kılan vefa örnekleri de, sürpriz vefalardır.

 

Kadim medeniyetlerin hepsinin harcında, tarihlerine, doğrularına, köklerine ve değerlerine duyulan vefa vardır. Değerleri ile sorunlu toplumların iflah olma şansı zayıftır.

 

Gözlerinde insani endişeler yerine dünya hırsı dökülen kitleler, nankörlük yarışını marifet sayabilecek bir ifsada doğru gitmekte ısrarlı görünmekte. Bu gidişattaki ısrarcılığımız kıyametimizi yakınlaştırmaktadır.

                                                                                     Vesselam…















Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar (4)
  • bahar tüzün / 13 Kasım 2009 21:46

    gerçekten coq qüzel yüreğinize sağlık

    hocm yazılarınızı okudm gerçekten yazılar olsun bakış acınız olsun coq qüzel değerlendiriyorsunuz basarılarınızın sürmesini dilerim İNŞALLAH gelecek yazılarıda bekliyoruz
  • batmanlı / 13 Kasım 2009 20:09

    çok beğeniyorum

    inanılmaz hoş yazıyorsunuz.elinize yüreğinize sağlık
  • münevver / 22 Ekim 2009 16:36

    yüreğinize sağlık...
  • Cahit Çekmen / 21 Ekim 2009 21:19

    Vefalı bir hadis...

    İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
    "Kıyamet günü, Allah, öncekileri ve sonrakileri birleştirip topladığı zaman her vefasız için, onu tanıtan bir bayrak dikilir ve: "Bu falan (oğlu falanın) vefasızlığıdır" denilir."
    Buhari, Müslim,Tirmizi




Bu yazarın diğer yazıları