1.50
1.93
60,786
Şefik SEVİM

DÜŞÜNCE UFKU

Şefik SEVİM


30 Temmuz 2009
font boyutu küçülsün büyüsün

Namus


Son dönemlerde Batman DTP Kadın Kollarının şehrin belli noktalarına astığı “Em Jının Ne Namusa Kesine, Namusame Azadiyameye” “Biz kadınız kimsenin namusu değiliz, namusumuz özgürlüğümüzdür.” Şeklinde içerik işleyen pankartların şehrin belli noktalarına asılması ve söz konusu pankartların toplumun büyük bir kesiminde rahatsızlık yaratması, hatta kimi STK ve partilerin bunu yüksek sesle dillendirmesi, bölgede yaşayan her birimiz için söylem ve gündemlerimizde kendimizin dışındaki insanların dünyalarını da hesaba katma gerçeği ile bizleri tekrar yüzleştirmiştir.

 

Bu topraklarda yaşayan her birimiz birbirimize ölüm fermanlarını ilan etmeden, birbirlerimizin dünya görüşlerine tahammül etmeyi, adil, erdemli ve medeni bir topluma gitmenin ilk adımı olarak kabul ederek, zihnimizde tabulaştırdığımız doğmalardan mümkün mertebe soyutlanarak, şartlanmışlıklardan berileşerek, irademizi birilerinin iradesinde buharlaştırmadan, gündem ve gelişmeleri merhamet donanımlı insanlar olarak, hayrı hedefleyen bir endişeyle konuşabilmeli, tartışabilmeliyiz.

 

Kuşkusuz her birimiz veya her kesim, kendi beslendikleri kaynaklar ve olayı algılama biçimiyle vakıaya bir anlam yükleme durumundadır. Laik seküler bir bakış açısıyla biz kavramlarımıza bir anlam yüklediğimiz takdirde,Kur ‘an ve Sahih sünneti esas alan bir bakış açısıyla ters düşmesi beklenen bir sonuçtur. Her bir kavramın,toplumların genetik kodlarında farklı anlamlar çağrıştırabilme gerçeğini göz ardı etme gibi bir lüksümüz olamaz. Binlerce yıl toplumun sosyal yaşam ve örfüne yerleşen ve hassas duyguları şekillendiren zeminlerde hoyratça bir bakış açısı sergileme lüksümüz olamaz. Kimi süreçlerde doğru bildiğimiz gerçekleri bile,toplumsal maslahat ve hikmet adına bastırabilme erdemliliğini göstermek,kendilerini demokrat gören bir zihin yapısının etik ilkeleri içerisinde yer almalıdır.

                 

Hiçbir topluluk, kavim, devlet, organizasyon ödedikleri bedele bağlı olarak başkalarının

Kırmızıçizgilerini görememe zafiyetine düşmemelidirler. Böyle bir zafiyet, toplumsal barışımızı zedeleyebilecek ve fitne üretme durumunda olan güç odaklarına malzeme sunma gibi riskli bir zemini de tetikleyeceği muhtemeldir.

 

Tanzimatla başlayan batılılaşma sürecimiz/ serüvenimizle beraber kavram ve kelimelerimizin ruhu ile de oynamaya başladık. Kitlesel hareketlerin/yapıların/kurumların bir kavramın toplumun mahşeri vicdandaki tekabüliyetini önemsememesi, birilerine bu durumun söz konusu kitlesel hareketlerin “tekebbür” psikolojisiyle açıklama hakkını vermiş olmuyor mu?

                

Kelimenin epistemolojik kök ve aidiyetinin tartışmasını yapmadan, kutsalları ile ilgili halen hassasiyet direnişini gösteren bir toplumda “kadın” “namus” “aidiyet” “özgürlük” gibi bir dünya görüşü ve perspektifi içeren söylemlerde bu denli rahatlığı anlamak çok güç. Hele modernizme karşı ailenin masumiyetini ve meşruiyetini güçlendirmemiz gereken böyle bir süreçte bu söylemin aileyi zayıflatan, sahih geleneksel değerlerimize karşı bireyselciliğin kontrol dışı vahametini/fitnesini besleyebilecek bir yaklaşıma müsait bir üslup. Kısacası, cesur ve riskli bir yaklaşım.

 

Bir müminin dünya görüşünde kavramları, eşyayı, olayları değerlendirme, tanımlama ve netleştirmede belirleyici unsurlar, vahyi ve fıtri değerlerdir. Bu değerlerin bir açılımı olarak, vicdan, duygu, tecrübe, bilgi gibi imkânları işlevsel kılıp, her şeyin sahibi olan Allahın muradına uygun, seçkin elçilerinin naif açılımlarını esas alarak,bu değerleri bir yaşam formuna dönüştürmemizle ancak adil ve fıtri bir tanımlama formunu oluşturabiliriz.

            

Heva ve heveslerimizin, nefislerimizin, egolarımızın kontrolünden kurtulamayan sadece yetim yeteneklerimizle hayata dair algı ve tanımlamamızı oluşturmak,bizleri çıkmaz sokaklara mahkûm edecektir.

             

Medeniyetimizde namus çok naif bir kavram. Geniş bir anlam dünyasına sahip. Kimi yerde dürüstlük algılanır, “adam namusuyla çalışan biridir.” gibi.

              

Medeniyetimizde namus iffettir, kadının takva zırhıdır, tesettürde mücessemleşen hayâdır, Mezepotamya’ya ruh katan Selahiddin’i doğuran annenin kendini bir aile müessesesine (malbata) ait hissetme duygusudur. Kuran’ın ifadesiyle eşlerin birbirlerinin velileri olma disiplinin arka planıdır. Meşru bir örfle evlenip, özel (mahrem) bir yaşam neticesi/ ürünü olan ve aynı zamanda Allah’ın bir ayeti olan bebeğini doğuran annenin bebeğini ilk kucağına alışında babasına gönderdiği ilk bakışın arka planındaki anlam dünyasıdır. Neslin / soyun bir kimlikle şekillenmenin netliğidir. Nesebinin hukuki boyutunun meşruluğunun zımnen belirleyicisidir.

            

Yaşlı kürt ninelerimizin giydikleri geniş fistanlarına (kırasa) rağmen erkeklerin yanına gittiklerinde önlerine takma ihtiyaçlarını hissettikleri peştamelin sadeliğinde saklı masum bir dugudur namus…

             

Özgürlük de gencecik kızlarımızın batılı tarzı giyimleriyle akşam karanlığında Sanat Sokağımızda veya Diyarbakır Caddemizdeki bir cafede sanal dünyada kontrolsüz  chatleşmesi değildir. Vesselam.















Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar (9)
  • ercan yaman / 20 Aralık 2009 04:32

    ...

    mrb hocam ben eski öğrencilerinizdenim batman lisesiden 2005 mezunlarından.bu söylem son zamnlarda benım de kafama takılmıştı hocam sizden çok şey öğrendik halla da öğrenıyoruz tşkürler.
  • ilknur parlar / 22 Ağustos 2009 23:36

    allah razı olsun

    bu kadarına da pes...ben yazıyı ilk gördugumde allahın onları ıslah etmesi adına cok dua ettım...rabbım bizleri carpuk olan düşüncelerden korusun inşallah...allahın rızası dogrultusunda bır hayat yasamayı nasip etsin.ayrıca agzınıza kaleminize saglık allah razı olsun mükemmel bir yazı...selametle
  • mehmet TANLASİ / 18 Ağustos 2009 09:54

    BU PANKARTLARDAN RAHATSIZLIĞIMI BELİRTİP,GÜZEL DİLLE YAZDIĞINIZ BU YAZINIZDAN ÖTÜRÜ SİZİ TEBRİK EDER,SAYGILARIMI SUNARIM
  • Sevda Sevim / 17 Ağustos 2009 15:38

    Saygılarımla...

    Çok güzel olmuş yüreğinize sağlık... Rabbim sizi güzel niyetiniz ve kalbinizin temizliği ile ödüllendirsin... Allah'a emanet olun...
  • SELAM / 15 Ağustos 2009 22:25

    YORUM

    BU PANKARTI İLK GÖRDÜĞÜMDE KANIM DONDU ADETA. GİRDİĞİM HER ORTAMDA DA BUNU DEFALARCA DİLE GETİRDİM. BU KONUYU ELEKTRONİK ORTAMDA GÜNDEME GETİREREK DAHA DA DİKKAT ÇEKTİĞİNİZ İÇİN TEBRİK EDİYORUM SİZİ. YALNIZ ŞU DA HAZİN BİR GERÇEKTİR Kİ BU TOPLUMU YÖNLENDİREN VE TOPLUM ADINA SÖZ SAHİBİ OLANLAR ONLAR OLDULAR. BU BELKİ DE ÜZERİNE DÜŞEN SORUMLULUĞU YERİNE GETİRMEYENLERİN GÜNAHIDIR DİYORUM. FAKAT HALA DA GEÇ KALINMIŞ DEĞİL...
  • devran inci / 8 Ağustos 2009 16:07

    saygılarımla

    öncelkle çok haklısınızz sizi çokseviyorumm alllah sizden razı olsun bize dua edin hocamm
  • Bir Öğrenciniz / 4 Ağustos 2009 10:54

    Dİkkate değerbir yazı yazmışsınız bu pankartlar açıkçası bnimde hosuma gitmedi.Tamam Kadınlr özgürdür ama Sğlam bir noktaya (erkeğe) bağlı olarak özgürdür.
  • latif batman / 1 Ağustos 2009 00:08

    guzel

    hocam guzel bir konuya temas etmişsiniz.ne demek yani biz kimsenın namusu değiliz .o zaman evli bir kürt bayanın namusu yokmudır.bu ne biçim ideolojidir.biz ne allahın kıtabında ne de kürtlerın örf ve adetlerınde böyle bir şey görmedik.inşallah birileri bu yazınızı dıkata almıştır
  • münevver / 30 Temmuz 2009 21:42

    yine herzaman ki gibi harikasınız yüreğinize sağlık hocam.a.e.o




Bu yazarın diğer yazıları