1.50
1.93
60,838
Şefik SEVİM

DÜŞÜNCE UFKU

Şefik SEVİM


12 Haziran 2009
font boyutu küçülsün büyüsün

Gençlik


         İnsana biçilen ömür sürecinin baharı…

         Kışın bitimi; yazın başlangıcı…

         İnsanın amellerinin , söylemlerinin ve tasavvurlarının hesabını vermek zorunda kaldığı   

         sürece atılan ilk adım…

         İlahi ve beşeri hukukta sorumluluk yaşı…

         Yaşamın, zaman ve olayların ruhu ile riskleri, nimetleri ve hüzünleriyle, ihanet ve sadakatiyle insana bir kıvam verme olarak tanımlanabilecek tecrübeden yoksun zaman dilimi…

         “Ekmek elden su gölden” hesabının bitiminin son demleri…

         Modern toplumlarda popüler kültür avcıları için bakir bir alan…

         İradenin, duyguların gölgesinde kalma riskini taşıdığı süreç…

         Kapitalist tüketim anlayışının ürünlerini pazarlamada en uygun malzeme olarak gördüğü gizli potansiyel…

         Bir ülkenin “gelişmişliğe aday” olmada neredeyse ölçü olarak alınması gerekirken çağdaş ifsad ediciler tarafından mekanik bir varlığa dönüştürülüp ürkütücü hale getirilen kitle…

         İdeallerin üzerinden en güzel anlam bulabileceği, kutsallara en gözü karaca bağlanılabileceği dönem…(iman etmenin Mus’abcası yani…)

         Fiziki güzelliğin kendini sergilemesiyle insan olarak kendi gerçekliğimizi görememe yanılgısına düşebileceğimiz kaygan bir dönem…

         Duyguların en kırılgan olduğu bir zemin…

         Modernist çürümüşlüğe inat, saf aşkların  hayatın estetiğini yaşama adına hayatın damarlarında usulca kendine kulvar bulma arayışının olduğu dönem…

         En hayati kararların alındığı / alınmak zorunda kalındığı hayati bir dönüm noktası…

         Ölümde bile insanı daha fazla ölümsüzleştirme duygusunun hakim olduğu yaş grubu...

         Az gelişmiş ülkelerin ucuz istihdam alanlarının vazgeçilmezleri…

         Çağdaş modern toplumlarda ruhu aç bırakılan büyük potansiyel…

         Dershane önlerinde, stadyumlarda, konser salonlarında ne kadar geleceğimizin teminatı olmalarında bizleri kafa karışıklığına sürükleyen modern toplumların en dikkat çekici kitlesi…

         Cahili anlayışlarla fıtrata aykırı zemine doğru kandırılmaya çalışılan ve kandırılmanın farkında bile olmayacak kadar kutsallarından uzaklaştırılmaya çalışılan parçalarımız…        

         Modern çağdaş toplumlardaki bu yakıcı gerçekliğimize rağmen, tarihsel süreç içerisinde gençlik,bazen  içinde taşıdığı dinamikleri vahye ve fıtrata dayandırarak, bütün risk alanlarını aşıp bazen Firavunun sarayında genç bir Musa, bazen İsrailoğullarının sinsi dedikodularına karşı iffetli bir Meryem sıfatıyla istisnai bir kimlik olarak karşımıza çıkabilmektedir... Bazen de son peygamberin ordusunda savaşçı olabilmesi için kendini büyükler kategorisinde görülebilme çabası ve inceliğini gösterebilecek kadar cesaret ve sadakat timsali olarak tarihe not düşebilecektir… Bazen de servet ve saltanat sınavını büyük bir dirayetle aşabilen genç Süleyman olarak karşımızda durabilmektedir…

         Aynı zamanda, samimiyetle / ihlasla örülen kulluk ifasında da Ben-i Adem ‘i en güzel formda gösterebileceği bir dönem…

         Fiziki güç ve irade bakımından yük olması gereken değil yük alması gereken bir dönem...

         Kimlik arayışı süreci…

Hayatın sıradanlaşmasına bağlı olarak kontrol dışılığın tüm risklerine davetiye çıkarmaya müsait kırılgan bir zemin / varlık...

Çağdaş ifsad edicilerin iş başında olduğu, çağın tüm araç-gereç ve imkânlarının kullanılarak gençliğin özünden / fıtratından, vahyi mesajdan koparılma çabalarına karşılık nasıl bir nesil arzu ediyoruz sorusu yarınlarımızı belirlemede en hayati bir gündem olduğu unutulmamalıdır.

Her türlü geleneksel ve modern hurafelerden kendini arındırabilecek bilinçli ve dirayetli bir gençlik…

Hiçbir beşeri sisteme kanmadan/ iltifat etmeden tevhidi dünya görüşünü içselleştirip yürüyen bir Kur’an olabilme çabasında olan bir gençlik…

İslam ve Müslüman olma kimliğini en üst kimlik olarak kabul etme basiretinde olan bir gençlik…

Modern kirliliğe karşı takvaya, cehalete karşı hikmete, bireyselliğe karşı cemaat olabilme erdemine, dünyevileşme zavallılığına karşı ölümü hissedebilme inceliğine, cinsellik fitnesine karşı iffete, aldatıcı dünya konforuna karşı mütevazı bir yaşama sığınan bir gençlik…

Bize dayatılan ve alternatifsiz bir sosyal yaşam standardı olarak sunulan siyasi / politik kirlilikler anaforundan teberri edip (arınıp) mümince, omurgalı, ilkeli, hayatı Allah merkezli düşünen bir gençlik…

İşte İsa Mesih’in “benim yol arkadaşlarım nerede?” dediği gençlik…

Son peygamberin Darul Erkamdaki hayat derslerinde önemsediği gençlik…

Üstat Seyyid Kutub’un hayalindeki  Kur’an nesli…

Akif’in hayalindeki Asım’ın nesli…

Sezai Karakoç’un diriliş nesli…

Muhammed Abduh’un,Cemalettin Afganilerin  yaralı ümmeti kurtarma projelerindeki gençliğe dair güçlü diyalektik ve çabaları…

Birçok elçinin, salih insanların , bilginlerin ve aydınlarımızın hayallerindeki Kur’an neslini  sokaklarımızda, Diyarbakır Caddesinde,Gülistan Caddesinde,Sanat Sokağında onların gözlerinde ve alınlarının kırışıklığında ümmetin ağır sorunlarının sorumluluğunu görebilme zevkini ve hazzını yaşamak istiyor muyuz?Caddelerimizdeki tinerci gençlerimizi, internet cafelerde kümelenen, okul önlerindeki çete kamplaşmalarında saf tutan gençlerimizin ruhunu ve yüreğini ne kadar kuşatabildik sorusunu sabah namazının amentüsü gibi ne kadar önemsiyoruz?















Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar (11)
  • aaa / 6 Temmuz 2009 15:57

    'öğrenci'ymiş

    hocamı iyi tanırım .dünyalar iyisidir.öğrenci isimli kişiye kesinlikle katılmıyorum ve şiddetle kınıyorum
  • münevver / 6 Temmuz 2009 12:57

    size katılmıyorum

    öğrenciniz adıyla yorum yazan şahıs kimsiniz belli değil.anlamıyorum da neden şifreli rumuz yazıyorsunuz adam akıllı isminizi yazın. hocamıza yapılan haksızlığı yanlış anlaşılmayı kabul edemem.lütfen ilk önce hocamızın ne anlatmak istediğini anlayıp öle yorum yaparsanız sevinirim.sakın beni de yanlış anlamaya kalkmayın sadece bana göre hocam hakkında yanlış düşündüğün için yazmak istedim.dersaneye gitmeyen cahil mi kalıyor.çok saçma. yanlış düşünüyorsun bende dersaneye gittim ama adabında herşeyi yaptım.size dersaneye gitmeyin mi diyoruz!ayrıca hocamızın yazdıkları ile gençlere davranışları aynı şeyler.biraz daha dikkatle yazıları okursanız sevinirim.
  • zeynep sevgi / 6 Temmuz 2009 11:17

    böyle bir yazarın eli öpülür...

    sa.yazılarınızı düzenli okuyorum.bu yazınız da her zamanki gibi harikulade..."bir öğrenci" adıyla yorum yazan şahıs da zannedersem anlamada güçlük çekiyor.
  • Şefik Sevim / 5 Temmuz 2009 23:48

    Cevap

    "Bir öğrenciniz "adıyla yazılan yazıya cevap vermeyi bir müslüman olarak haketmediğim bir tespite binaen gerekli görüyorum.Sanal dünyanın bu yönünü sevmiyorum,müstear isimler ,şifreler,rumuzlar şeffaflığa dürüstlüğe düşman ...adaleti yanıltıcı.Şartlanmaşlığının zebunu olan zihinsel yapı İsa'yı anlamadığı gibi Salih'i de anlamada güçlük çekmiştir.Ne yazıkki bölgemizde kör ideolojik yapı,kör idolojik kamplaşmalar güzelliği göremeyecek kadar kör nesiller yetiştirme de kararlı...Biz genede nefsimizi ayaklar altına alma dirayetini sergileyen saadet asrının nesli olma iddiasında isek eğer affetmek erdemliliktir.Editörümüzün de sitenin ve yazar kadrosunun saygınlığına biraz daha dikkat edici bir incelikle yorumları gözden geçirmesi dileğiyle...
  • abdullah taş / 5 Temmuz 2009 00:35

    başka söze ne hacet

    Yüreğinize kaleminize sağlık... Tek kelimeyle mükemmel biryazı.. o hasretini çektiğin(m)iz gençliğe ulaşma ümidiyle..
  • öğrenciniz / 4 Temmuz 2009 22:26

    ..

    keşke yazdıklarınız ile genç insanlara davranıslarınız bir olsaydı. Ayrıca "dersane önlerinde " görüşünüze de katılmıyorum ne yapalım yani çalısmayalım mı? Cahil mi kalalım? Kim bize el uzatacak ki? Hangi Batmanlı iş adamı ? Çalısmaktan baska bir çaremiz mi var?
  • ali / 29 Haziran 2009 00:23

    çok hoş yazıyorsunuz

    bana göre hocam ulusal basında yazabilecek kapasite ve birikime sahip.medya72 böyle bir yazarı keşfettiği için çok şanslı. umuarım hep devam eder
  • münevver / 24 Haziran 2009 14:01

    s.a hocam internetimiz olmadığından bir türlü yazınız okuyamadım ı.yine herzaman ki gibi harika olmuş bütün gençlerin okuması lazım bence yüreğinize sağlık a.e.o
  • rıza şen / 22 Haziran 2009 18:55

    ölüme dair

    Sezai Karakoç'un anlayışıyla:"Ölüm,bir mumun ardında bekleyen rüzgrdır." Batman Lisesi 2005 yılı öğrencilerinizden...Yazılarınız okunmaya değer hocam!
  • latif / 15 Haziran 2009 19:49

    tebrikler

    guzel biryazı olmuş .gençliğin ihtiyaç duyabileceği bir şey .keşke sorumluluk sahibi gençler çıkabilseler
  • halil karahamza / 15 Haziran 2009 13:17

    antalya

    evet hocam okadar yüreğinizle yazıyorsunuzki Allah razı olsun umarım yazmaya devam edersiniz en azından özlemimizi bu şekilde telafi ederiz..gerçekten hayat bir gölge altında nefeslenmek kadar kısa Allah ın selamı üzerinize olsun




Bu yazarın diğer yazıları