Bir beşer olarak zihnimizde ve eylemlerimizde Allah’ın yeryüzü ve gökyüzü otoritesinin anlam dünyasını çerçeveleyen olmazsa olmazlarımızın başı…
Zihnimizin şirk tortularından arınmasını sağlayacak adanmış bir yüreğin netleşmesi gereken ilk zihinsel eylemin şifresi…
Allah’a dayanmak,Allah için, Allaha ait olana doğru yürümek…
Bizi sarmalayan tüm ayartıcı güçlerden Allaha sığınmak…
Hüneynde elde edilen yığın yığın dünya ziynet ve nimetlerine / ganimetlerine iltifat etmeyen on bin kişilik muzaffer iman ordusunun deve sırtında utangaç, iffetli bir şekilde başını önüne eğen komutanın dilinden sessizce mırıldanan anlamlı zikir…
Bilal’i , Habbab’ı, Yasir ailesini en vahşi işkencelere maruz bıraktırabilecek kadar batılda ısrar eden bir zihniyeti rahatsız eden hayata müdahil bir söylem...
Modern yaşamın tüm girdaplarından, bürokrasiden, tüketimden, cazibeliğinin çekim alanına bizleri çeken tüm malayani ortamlardan uzaklaştırıp Allah merkezli bir hayat algısının sadeliğiyle yüzleştiren mürebbi kavram…
Tüm aracı kurumları reddeden direkt rabbimizle iletişimimizi sağlamamızı gerektiğini bizlere haykıran İbrahimi geleneğin altı çizilmesi gereken şiarı…
Allah dışında tüm güçlerden, sembollerden, putlardan,ikonlardan,beşer ürünü olan tüm hayat algılarından,Allah’ı merkeze almayan tüm hesaplardan beraatimizi ilan etmek…
İnsan ve eşya üzerinde tanrılaşma iddiasında ve temayülünde olan azgınlaşan güçlerin emperyal projelerine karşı tüm kadim direnişlerin beslendikleri münbit mesaj…
Fıtratın en tabii teslimiyet gösterebileceği sekinet kaynağı…
Allaha rağmen hiçbir şeyin anlamının olamayacağının izharı…
Tüm feodal, ideolojik, etnik, kavmi kimliklerden soyutlanıp “Allah için, Allaha dair” bir dünya görüşünü merkeze almamızı gerektiren teslimiyet…
Tüm statülerin, nüfuz alanların, etiketlerin,makam ve mevkinin karşısında buharlaşmak zorunda kaldığı kulluk zeminimiz…
Tüm beklenti ve temellilerimizi, şifayı, sığınmayı, yardımı, çürüyen kemik yığınlarından değil “hay ve layemut olan” ve her şeye gücü yeten, şah damarımızdan bizlere daha yakın olan Allahtan beklememizi isteyen yolu gösteren yol tabelamız…
Sevginin, sığınmanın, yüceliğin ancak Allaha ait olabileceğinin ifadesi…
Pavlus öğretisinin ihanet ettiği kavram…
İsa (as)’ın hak etmediği tarihsel mağduriyet yaşadığı kaygan zemin…
Tarihte nice elçilerin, Salihlerin, erdem erlerinin aşırı sevgi telakki ve teveccühlerle - ruhlarını incitme pahasına -bulandırma riskini beraberinde taşıyan mağdur bir kavram…
Tüm yalancı ilahlara, tanrılık iddiasında olanlara, zulüm üreten tüm beşeri sistemlere, azgınlaşan çağdaş tiranların, şehin şahların fitne kokan cahili güçlerine karşı Allaha dayanmak…
Şeytan ve avanelerinin şerrinden Allaha sığınmak…
Bize dayatılan kirliliklerden bedenimizi,ruhumuzu,kalbimizi ve zihnimizi ancak onunla arındırabileceğimiz hanif bir emanet…
Kutlu elçinin zifiri bir karanlıkta bir karınca varlığı kadar görünmez addettiği şirk tehlikesine karşı onun anlam dünyasıyla korunabileceğimiz sigortamız…
Somaliden Bosnaya, Keşmirden Gazzeye Kabilden Bağdata uzanan ümmetin yetim çocuklarının Allahtan başka ilah olmadığını haykıran direnişlerinin mayası…
“la süpürgesi ile yolları süpürmeden illa sarayına varılamaz.” tespitinin tüm hayatımızı kuşatması gereken ilahi espirisi..