1.52
1.93
60,608
Şefik SEVİM

DÜŞÜNCE UFKU

Şefik SEVİM


26 Ocak 2009
font boyutu küçülsün büyüsün

Golyat'ın Zırhı ve Davut(a.s)'ın Sapanı


   Tarihte tüm medeniyetler, devletler, toplumlar, kabileler ve hatta bireyler kendilerince kutsadıkları, beslendikleri, varlıklarının ve gelişmelerinin “olmazsa olmazı” olan bazı değerlerle ve dinamiklerle ayakta kalmaya çalışırlar. Sosyal ve ekonomik yaşamlarına, helal-haram sınırlarına, kültürel hayatlarına, sanat ve estetik anlayışlarına hatta mimariye bile bu çerçevede anlam katmaya çalışırlar.

     Tevhide inanan bir toplum, aile, birey bu sınırları tevhitten beslenerek belirlemek ve duruşunu netleştirmek zorundadır. Bu sağlıklı besleniş ve arınarak netleşen duruş, yüce Allah’ın bir “nimetler manzumesi” olarak bizlere ikram ettiği tüm anatomik yapımıza ve temelde de zihni inşamıza apayrı bir anlam katar. Fiziksel anatomik yapımızdan sadır olan, pratik ve günlük hayata dair tüm amellerimize ( algılamalarımıza, duygularımıza, bakış açılarımıza) disiplin kazandırır.

     Bir toplumu ayakta tutanın değerler sistemi olduğunu ve bu değerler sisteminin mayasında olan sadakatin, cesaretin, metanetin ve adaletin bir toplumu diri ve güçlü kılabileceği yasasını son Lübnan Ağustos 2006 savaşı ile Ocak 2009 Gazze savaşında tekrar gördük.

     İslam Allah’ın son dinidir. Akli ve fıtri meşruiyet zemini tartışılamaz. Allah her şeyin sahibidir. En iyi bilendir. Görendir. Resulleri aracılığıyla eşyayı, olayları ve kendimizi iyi tanımamız için beyyineler/ mesajlar göndermiştir. Yasalar koymuştur. Bu beyyineler ve yasalar çerçevesinde İslam dünyasının bir panoramasını çizdiğimizde bize somut vaki şu tespit ve değerlendirmeleri yapma hakkını verecektir.

     Yüzyıla yakındır şovenist, baasçı, ulusalcı Arap rejimlerinin İsrail’e karşı zillet kokan politikalar izlemeleri, mağlubiyetleri ve yer yer ihanetlerine karşılık bir avuç Müslümanın Siyonist çete devletine veya devlet terörüne karşı kahramanca savaşmaları ve dünya basınına yansıyan destansı direnişleri bir kez daha tevhidin beslediği bünyelerin ve hesapların tek kurtuluş adresi olduğunu göstermiştir. Kavmiyetçiliğin, kabileci devlet anlayışının ve süper güçler karşısındaki anlamsız korkuların, yapay mezhepçiliğin ancak tarihin çöplüğünde yerinin olabileceğini göstermiştir. BOP’un demokratikleşme politikalarının bir parçası olan  “ ehlileştirilmiş İslam” , “ mezhep kavgaları” ve “etnik çatışmalar” gibi konularda dünya Müslümanlarının basiretle bunu okumaları gerektiği görülmüştür. Son Lübnan- İsrail savaşı ve Gazze direnişi bu projeyi akamete uğratmıştır. BOP’un Müslümanlara getireceği düzen(sizlik) gerçeği görülmüş, pandoranın kutusundan Demokrasi, Özgürlük, Halkların Refahı ve adalet değil, savaş, şehirlerin harabesi, kundaktaki çocukların öldürülmesi, gözyaşı, katliam ve zulüm saçıldığı görülmüştür. Haçlı ruhu ve emperyal hesaplar sanıldığının aksine dinmiş değildir. Ortadoğu’da gelişen İntifada ruhuyla beslenen akil ve adil Müslümanlar, Son Lübnan savaşıyla sadece Müslümanları değil. Dürzîleri, Süryanileri, Ermenileri, Hıristiyanları, hatta ve hatta Laik ve Materyalistleri de zulme karşı korumuş ve Müslümanların onlara da sahip çıkabileceklerini göstermiş oldu. Gazze katliamı sonunda da Hamas’ın hiçbir ayrım yapmadan halkın yaralarını tedavi etmeye yönelik toplumsal projelerini devreye sokması da direnişi ibadileştiren İslami gücün somut bir örneğidir. Bugün BM, AB, Paris Şartı, AGİT, İnsan Hakları Sözleşmeleri ve Beyannameleri vb. Batı uygarlığı adına her ne varsa meşruiyetleri ve tarafsızlıkları tekrar bu son iki savaşla tartışılır hale gelmiştir. Müslümanlar için bu zaten Bosna savaşında da öncesinde de yaşananlarla kendini göstermişti. Müminler tüm dünyada bu savaşlarda gösterilen izzetli direnişe bir armağan niteliğinde yüzyıllardır ihmal ettikleri infak ve yardım kampanyaları geleneğini de canlandırmış oldular. Ümmet vücudunun bir azasındaki rahatsızlığı fark etmiş, onu kendi azasının rahatsızlığı gibi addetmiştir.

     İstanbul, Tebriz, Medine, Diyarbekir, Şam, Bağdat, Gazze ve Beyrut kardeş olduklarını tekrar hissetmişlerdir. Amazon ve Brezilya sokakları ile Şam ve Beyrut sokaklarındaki çocuklar, artık Kudüs’ü ve kendi kurtuluşlarının Petrol-Dolar şeyhlerinin aldatıcı dini ritüelleriyle değil, Selahattin’in, II. Abdülhamit’in, Şeyh Ahmet Yasin’in, Fethi Şikaki’nin ve Nasrallah’ın ( Nasrun minellahın) direniş ruhunda saklı olduğunu anlamışlardır. Adeta tarih dünya Müslümanlarına ve mazlum halklarına şunu göstermiş oldu: Davut(as)’un ruhu tekrar dirildi, zırhlara bürünmüş Golyat’ı bir sapan taşıyla yendi. Çağlar öncesinden vuku bulan bu olay, 2006 Ağustos ve 2009 Ocak  ayında, gelip coğrafyamıza umut ve diriliş tohumlarını ekti. Şimdi bize düşen, bu umut ve diriliş tohumlarına bir evladımız gibi bakmak, onu beslemek, yeşertmek ve meyveye durmasını sağlamaktır. Biliyoruz tüm bunlar zor ve cehd gerektiren şeylerdir. Hakkını vererek yürüyeceğimiz bu hak yolda, bizleri bekleyen müminlerin selameti, adaleti tesis edişi iken, kâfirleri ise korku ve hezimet salacaktır. ( Fetih Süresi son ayetleri).

     Gözü yaşlı Kudüs’ümüze/ Beyrut’umuza/Bağdat’ımıza Sultan Abdülhamit’in gösterdiği o tarihsel kaygıyı ve hassasiyeti bir nebze de olsa bizlerin bunu esirgemeyeceğimiz dileğiyle…















Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar (10)
  • önemsiz / 16 Mayıs 2010 00:47

    Allah razı olsun

    insan bazen çekinebiliyor kaybetmek korkusuyla be hocam !
  • Ada Beril Canoğlu / 20 Kasım 2009 11:19

    Tebrikler....

    Hem Kürt, hem Gazetecilik öğrencisi hem de bir yazar olarak; ilk defa, çok büyük bir zevk ve sabırsızlıkla sağlam bir kalemin, kesintisiz yazılarını takip ediyorum... Okurken, bu tarafsızlığın ve nesnelliğin belirtilerini görmek mutlu ediyor beni... Diğer yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.. Kalemize ve yüreğinize sağlık hocam...
  • münevver akın / 6 Şubat 2009 21:08

    yazılarınıza çok ara vermeyin ya hocam en çok 5 günde bir yazsanız çok sevinirim.sabırsızlıkla bekliyorum..allaha emanet olun.allah sizden razı olsun:)
  • AGİT DAMAR / 5 Şubat 2009 17:54

    NEDEN FİLİSTİN NİCİN KÜRDİSTAN YOK?

    sayın okurumuz yapılan yorumlarınız kriterlerimize uymadığından yayınlanmamaktadır.. -editör-
  • esra nasıroğlu / 5 Şubat 2009 12:32

    yoruma gerek yok herşey çok net.teşekkürler hocam.
  • *bOZo* / 3 Şubat 2009 01:09

    MüKeMMeLsiNiz HoCam!

    hocam yine herşeyiyle mükemmel bir yazı yazmışsınız.ben de bir müslüman genç olarak zulmedenleri kınıyorum zulm görenler için dualarımı ediyor ve elimden gelenleri yapıyorum.kahrolsun israil,kahrolsun amerika,zalimler için yasasın cehennem.BÜTÜN MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR.HAYDİ MÜSLÜMANLAR EL ELE VERELİM!!!yüreğinize saglık hocam.
  • Bahar Ulçay / 28 Ocak 2009 22:31

    Zafer inananlarındır.

    Duygu ve düşüncelerimize tercüman oldunuz.Her ne kadar Filistin halkı ve gücü azınlıktaysa da güçlerini yüceler yücesinin Rabbel aleminin gücünden alıyorlar.O büyük panzerler ve bombaların karşısındaki savunmaları küçücük fakat gücünü Allah azze vecelleden alan sapan taşları oluyor.Zalimler için yaşasın cehennem.Kahrolsun İsrail.Kahrolsun Amerika. Vesselam...
  • Fikri Çıra / 27 Ocak 2009 07:04

    Tebrikler Hocam

    Siz de Ekrem Direkçi bey de değerlendirmeleri çok sağlıklı müslüman bir zihinle aktarıyorsunuz.İkinizin de Batmanlı olmasıyla gurur duyuyoruz...
  • EMRULLAH DAL / 26 Ocak 2009 23:33

    HER YAZI AYRI LEZZET

    Bir edebiyat öğretmeni olarak öncelikle üslubunuzu kıskandığımı belirtmek isterim...Anlamlı saptamalar güzel bir üslupla birleşince ortaya her zaman edebi bir lezzet çıkar. Her yazınızı heyecanla okuyacağıma emin olabilirsiniz. Saygılarımla...
  • münever akın / 26 Ocak 2009 18:41

    :)

    yüreğinize sağlık:)




Bu yazarın diğer yazıları