1.50
1.93
60,981
Şefik SEVİM

DÜŞÜNCE UFKU

Şefik SEVİM


24 Kasım 2008
font boyutu küçülsün büyüsün

Popüler Kültür


            Modern dünya,bizleri tüm köklerimizden,fıtratın ön gördüğü soylu duruştan, metafiziğin,

Sünnetullah diye tabir ettiğimiz tabii yasalarından,ahlaki erdemlerinden alabildiğince   uzak-

laştırdığı bir süreci yaşıyoruz.

            Modernizm, popüler kültür aracılığıyla modern algıya karşı muhalif olma iddiasında olan  çabaların duyargalarını kopararak söz konusu muhalif çaba ve adresleri can    evinden   

vurmaktadır.

    Popüler kültür, globalleşen dünyada,sicillerinde büyük dünya savaşlarındaki milyonlarca

ölümlerin,salgın hastalıkların,işgallerin,insanlık dışı kampların olduğu egemenlerin ilahi o-

lana dair hayat algısını öteleyen seküler beşeri sistemlerin bir ürünüdür.

            Dayatılan popüler kültür sayesinde insanlar, mekanikleştirilmekte,hayata anlam katan,

keyfiyet kazandıran  ve hayatın mayası diyebileceğimiz tüm şiarlar ve ülvilikler yok edilmek

istenmektedir.Sorumluluk,merhamet,paylaşım gibi disiplinler,tahrik edilen,kışkırtılan,  günü

birlik heva ve heveslere kurban edilebilmektedir.Toplumsal ifsatta etkin rol alan TV,internet,

cep telefonları,vitrinler,futbol vs. unsurlar fiziki sınır tanımayan bir fonksiyonel güç olarak,

kitleleri ateş çukuruna doğru itmektedir.

            Futbolun, stadyumlarıyla,amigolarıyla,maç sonuçlarına  bağlı olarak  geçirilen    kalp

krizleri ve intiharlarıyla,şikeleri ve ranta dayalı transferleriyle,bir dönemler Rıdvan    Dilmen

için “sen şeytansan biz sana tapmaya hazırız.” Kitlesel sloganlarıyla, “en büyük….” Diye baş-

layan rutinleşen sloganlarıyla, Erman ile Şansalın saatlerce polemiklerine tıkanan   onbinlerce

insanın aile bireyleriyle iletişiminde sorunlu bir zemini yaratabilecek  kadar      mekanikleşen

yaşam tarzlarıyla ,kitleler,popüler kültürün sunduğu adeta “yeni” “modern” bir din fenomeni

ile yaşadıkları toplumdan,temel insani   sorumluluklarından izole  edilmeye    çalışılmaktadır.

  Sporun kaynaştırıcı, ruh sağlığını dengeleyici,sosyalleştirici yönünü tamimiyle aşan  aksine

toplumu yapay gündemlerle kamplaşmaya götürme durumuna gelmiştir.

            Sokakta her iki vatandaştan birinin kulağına dayadığı cep telefonuyla görülmesi,  keli-

menin tam anlamıyla görüntü kirliliğidir.Sokakta Allah’ın selam ve  merhametini birbirinden    

esirger hale gelen milyonlar,yarınlarımız açısından hiç de sağlıklı bir gelecek vaat etmiyor.

Cep telefonları sayesinde şehir içi ulaşım araçlarında, onlarca insanın birbirlerinin   özellerini

öğrenebilme  görgüsüzlüğünü doğal bir  davranış gibi     görme pişkinliği      de işin çabası…

            Mezar kazıyıcılarından tutun cemaatin ilk saflarında namaza duran  vatandaşa   kadar

cep telefonlarından yükselen zurnalı-kemençeli parçalar,din görevlerin tecvitli kıraatlerine ve hüzünlü telkin metinlerine karışarak popüler kültür sayesinde hem nasıl bir “mümin” ve hem

nasıl “modern” olunabileceğini bize göstermekte…   Bu  flulaşma hali   Avrupalı   genç kuşak

turistlerin Meryemana ‘da flört kaçamaklarına kadar varabilmektedir.

            Kontrol dışı internet ağları ve çanak kültürünün aileyi nasıl buharlaştırdığının farkında

olan,bu duyarlılıkla teknolojik gelişmeleri  hayır üzere  değerlendirebilen   kaç ebeveyn   var?

            Anadolu da ve Doğuda yirmi yıl önce açık ve blucinli bir genç kızın bir bankta erkek

arkadaşlarıyla oturması karşısında toplumsal yargı ne olurdu acaba ?Toplumsal bünye bu dav-

ranışı veya bu iletişim tarzını ne kadar sindirebilirdi?

            Popüler  kültür ,oluşturduğu yapay cazibe alanlarla doğal yaşamın kimyasını bozmaya

kararlı.Modernleşmeyle beraber köylerin eski ismini bilen ,babasının ninesinin ismini    bilen

kaç gencimiz var? Kaç genç kızımız doğduğu köyde babasıyla yıldızları izlemeyi,romantik bir

dizi izlemeye tercih  edebilme ruh haline sahip..Kaç nefis lüks bir arabanın direksiyonuna ge-

çerken mustağnileşmiyor? Toprak damlarımızın çardağındaki ağustos uykusunun tadına   kaç

kişi varabiliyor?Asansöre binerken kaç insanımız birbirine sırtını dönmüyor? Kaçımız  mega

marketlerin cazibeli vitrinlerini önemsemeyip,bir mahalle bakkalından köy yoğurduğumuzu  dostluk da harmanlayarak (kredi kartı çekmeden) satın alabilme  inceliğini gösterebiliyoruz?

            Kaçımız aile ziyaretlerimizde TV ye takılmayıp rahmanın ayetlerini birbirimize hatır

latıyoruz?

            Kaç anne dizileri izlemeden erken uyanıp çocuklarını sabah namazına kaldırma so-

rumluluğunu /endişesini  taşıyor?

            Kaç insanımız popüler kültürün bize dayattığı kalıplara /bakış açılarına aldanmayıp

İlköğretim 7.sınıfa giden bir kız çocuğuna başörtünün ne kadar yakıştığını ve bunun moder-

nizme nasıl bir meydan okuyuş olduğunun bilincinde…

            Kutsalları öteleyen eğitim anlayışımızla,popüler kültürün fıtrata ve tabii yaşama ve

bu yaşama dair tüm güzelliklere karşı  açtığı savaştan ekinimizi  ve neslimizi     kurtarabilir

miyiz?sorusu her adil ve akil bir insan için yakıcı bir gündem olmalıdır.

            Ne yazık ki hakikati inkara şartlanmış güç odakları, böyle bir kirli süreci kendi ege-

menlik alanlarını genişletmek için önemsemekte,bu fıtrata aykırı gelişmeyi tüm güçleriyle

desteklemektedirler.

Popüler kültürün dayattığı bireyselcilik , kendisiyle hayatın tadına vardığımız tüm hayati

damarlarımızı kesme,dinamiklerimizi öldürme  çabasında….Duygusuz,merhametsiz,kendini

merkeze alan,egoist bir insan tipi üretilerek,bir kast  sınıfı /sistemi oluşturulmak istenmekte-

dir.Yetimi anlamayan,yoksulluğun sosyolojisini anlamak istemeyen sarp bir yokuşa sürükle-

mekte bizi …

            Pop kültür sayesinde keyfiyeti ölmüş,ehlileşmiş  yığınlar ve sahip oldukları psikoloji,

“benim bu hayata dair söyleyeceklerim ve yapacaklarım vardır.”iddiasında olan her erdemli

İnsanı ürkütmektedir.

            İnsan olma kimliğimizdeki mayayı oluşturan meleki yönümüz (iffet,haya,adalet,akıl,

sorumluluk vs.) öldürülmek istenmekte,sadece hayvani boyut (yeme ,içme,uyku ,üreme vs.)

ön plana çıkarılmak istenmektedir.

            Musa (a.s) ve yardımcısı Harun(a.s) bir daha gönderilmeyeceklerine göre, kurtarıcı

mehdinin  gelişi tartışmalı olduğuna göre elimizdeki en  mübarek beslenme kaynağımız olan

Kur’an dan ve onun tefsiri durumunda olan peygamberimizin yaşamından beslenerek çağın

kirlenmişliğine karşı ancak arınabiliriz. Vesselam…













Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar (5)
  • veysel / 18 Aralık 2008 14:18

    selamlar

    söke imam hatipten selamlar hocam
  • vedat suçin / 14 Aralık 2008 14:49

    tebrik

    hocam en içten dileklerimle kutlarim sizi tebrikler
  • 12 tm d / 3 Aralık 2008 09:52

    yüreğinize sağlık

    hocam çok güzel bir yazı yazmışsınız.gerçekten duygular iyi hitap etmişsiniz.çok tşk ederiz.başarılar.yüreğinize sağlık.
  • veysel günel / 30 Kasım 2008 14:57

    :

    ALLAH RAZI OLSUN.Bizi böyle bilgilerle bilgilendirdiğiniz için
  • münevevr akın / 27 Kasım 2008 15:04

    :)

    yazınız herzaman ki gibi güzel olmuş yüreğinize sağlık




Bu yazarın diğer yazıları






Anket

12 Eylül Referandumunda Oy'unuz Ne Olacak?
  • EVET
  • HAYIR
  • BOYKOT
  • KARARSIZ
Basın ve Yayın Haber Siteleri